
Her Anlamda : Geçmiş Olsun
- semra alpay
- 6 Şub
- 2 dakikada okunur
Bilim dünyası bugünlerde "Evo" adlı yapay zekanın sıfırdan bir virüs tasarlamasını kutluyor. Güya antibiyotiklerin yetmediği yerde bu "tasarım virüsler" şifa olacak. Ama durup bir bakmak lazım; biz gerçekten neyin peşindeyiz?
BALTADAN VİRÜSE: KONTROLÜ OLMAYAN GÜCÜN TARİHİ
İnsanlık, her yeni buluşunu önce bir "güç" zannetti, sonra o güç başına bela oldu. Hikayemiz çok eski:
* Taş Balta: Önce karnını doyurmak için yonttu, sonra yanındakinin kafasına vurmak için kullandı.
* Ateş: Isınmak ve yemek pişirmek için buldu, sonra şehirleri ve ormanları yakıp kül etti.
* Barut: Eğlenmek için keşfetti, sonra ordular kurup dünyayı kana buladı.
* Nükleer: Enerji hayaliyle atomu parçaladı, sonra kendi türünü yok edecek bombalar yaptı.
Şimdi ise sıra DNA’ya geldi. Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ın sıkça vurguladığı gibi; "İnsanlık artık biyolojik evrimin sonuna geldi, teknolojik evrimin ise başlangıcında." Evo ile yazılım diliyle yaşam tasarlıyoruz. Tarih bize gösteriyor ki; insanlık bir şeyi "yapabiliyorsa", onu mutlaka "yıkmak" için de kullanacaktır.
MAKİNELER DEĞİL, İNSAN KİBRİ SUÇLU
"Makineler bizi yok edecek" diye senaryolar yazmaya gerek yok. Bu makineler gökten zembille inmedi; onları bu kontrolsüz hale getiren insanın kendi kibri ve egosudur. İsmail Hakkı Hoca'nın deyimiyle, "Akıllı insanın yerini akıllı makineler alırken, insan sadece bir biyolojik veri yığınına dönüşüyor." Doğanın dengesiyle o kadar hoyratça oynadık ki; Avustralya'da su içiyor diye binlerce deveyi vuran akıl, şimdi laboratuvarda yaşamı yeniden tasarlamaya soyunuyor. Kendi hatasını doğaya ödeten bir canlıdan, bu yeni gücü adil kullanmasını beklemek fazla iyimserlik olur.
TEMBELLİK VE KAYBOLAN İNSAN
Teknoloji devleştikçe, insan ruhu ve aklı gitgide eksiliyor. IQ’muzun arttığını sanıyoruz ama aslında sadece "hazır bilgi tüketicisi" haline geldik. Okumayı bıraktık, derin düşünmeyi yapay zekaya devrettik. İnsanlık gitgide tembelleşirken, elindeki o devasa gücü yönetecek bilgeliği çoktan kaybetti. İsmail Hakkı Aydın’ın uyardığı gibi: "Düşünmeyen beyinler, tasarlanan çiplerin kölesi olmaya mahkumdur." Kendi zihnimiz pörsürken, altından kalkamayacağımız kadar tehlikeli oyuncaklarla oynuyoruz.
GEÇMİŞ OLSUN
Biz şimdi burada bu teknolojiyi tartışıyoruz ama aslında olan oldu; o "Enter" tuşuna çoktan basıldı. Dünya barışını bile sağlayamamış, birbirine tahammül edemeyen bir insanlığın eline; "istediği virüsü tasarlama" gücü verildiğinde ne olacağını tahmin etmek zor değil.
Buradaki "Geçmiş olsun" sadece tıbbi bir temenni değil; bir doğallığın, bir güvenin ve insani bilgeliğin ardından söylenen acı bir vedadır.
Harbi geçmiş olsun tüm insanlığa...

Yorumlar