top of page

KRALİÇENİN PASLI ZIRHI: SAHTE GÜÇ VE DİŞİLLİĞİN İMHASI

  • Yazarın fotoğrafı: semra alpay
    semra alpay
  • 30 Oca
  • 2 dakikada okunur

Medeniyetin dişil enerjiyi kuruttuğu o devasa çölde, en büyük trajediyi belki de hayatta kalmaya çalışan kadınlar yaşıyor. İlk yazımızda "Eril Tahakküm"ün dünyayı nasıl bir şantiye alanına çevirdiğinden bahsetmiştik; şimdi o tahakkümün kadına kurduğu en sinsi tuzağı deşifre etme vakti: **Sahte Güç.**


Modern dünya, kadına bir elinde özgürlük kartı, diğer elinde ise ağır bir "eril zırh" uzattı. *"Eğer bu dünyada var olmak, saygı görmek ve 'güçlü' sayılmak istiyorsan,"* dedi, *"benim kurallarımla oynamalısın. Duygularını budamalı, sezgilerini bir kenara itmeli ve en az bir erkek kadar sertleşmelisin."*


### Erilleşerek Özgürleşmek: Bir İllüzyonun Anatomisi


Bugün vitrinlerde alkışlanan, "başarı hikayesi" olarak önümüze konan pek çok kadın figürü, aslında dişil doğasından arındırılmış birer **eril taklitçisidir.** Masaya yumruğunu vuran, rekabeti kutsayan, savunmasızlığı bir utanç kaynağı olarak gören bu yeni kimlik, kadına zafer kazandırmış gibi görünüyor. Ancak bu bir zafer değil, kadının kendi özüne teslimiyetidir.


Kadın, sistemin içinde kendine yer açarken, o yeri sadece "erkekleştiği" ölçüde koruyabiliyor. Sonuç ise ironiktir: Toplumun gözünde "güçlenen" kadın, kendi ruhsal dünyasında gittikçe güçsüzleşiyor. Çünkü giydiği o ağır metal zırh (maskülen başarı hırsı), altındaki yumuşak ve şifalı dokuyu nefessiz bırakarak öldürüyor.


### Suyun Sertleşme Çabası


Dişil enerji su gibidir; akışkandır, uyumludur ama kayayı delecek kadar da sabırlıdır. Modernizm ise kadına şunu dayatır: *"Su olma, kaya ol!"* Oysa kaya olmaya çalışan su, sadece akışını kaybeder.


Bugün kadının güçsüzleşmesinin temel sebebi, toplumdaki fiziksel konumu değil; bu dişil gücü (şefkati, sezgiyi, birleştiriciliği) bir "yük" olarak görüp kapı dışarı etmesidir. Gerçek güç, bir erkeğin yapabildiklerini onun yöntemleriyle yapmak değil; dünyanın unuttuğu o şifalı dili, dişil dili yeniden konuşma cesaretidir.


### Sonuç: Zırhı Çıkarma Vakti


Medeniyet bizi birer "savaş makinesine" dönüştürmeye çalışırken, bizden en çok "oluş" halimizi çaldı. Kadın, kendi içindeki o kadim bilgeyi, modern dünyanın "hırs" koltuğuna kurban etti.


Şimdi sormamız gereken soru şu: Kazandığımız bu sahte güç, bizi biz yapmaya yetiyor mu? Yoksa sadece daha gösterişli bir hapishanenin içinde miyiz? Gerçek devrim, kadının yeniden "kendisi" olmaya, yani o kurutulan suyun yeniden akmasına izin vermesiyle başlayacak. Zırhı çıkarın; altındaki cevher dünyayı iyileştirmeye yetecek kadar kadim.


---

**Yazı Serisi: Medeniyetin Kayıp Yarısı - Bölüm 2**

*Ceride.co*

Yorumlar


bottom of page