top of page

Bazı Zincirler Görünmezdir: Düztaban ve Değişmeyen Kölelik Hikayesi

  • Yazarın fotoğrafı: semra alpay
    semra alpay
  • 15 May
  • 2 dakikada okunur

Tarih çoğu zaman kazananların diliyle anlatılır. Saraylar, savaşlar, ihtişamlı zaferler ve güçlü hükümdarlar hafızada yer ederken; aynı dönemin karanlık tarafı çoğunlukla sessizliğe gömülür. Oysa geçmişin görünmeyen yüzünde köle pazarları, esirhaneler, satın alınan hayatlar ve unutulmuş insanlar vardır. Mustafa Akıllı’nın Bir Osmanlı Fantezisi üçlemesinin ikinci kitabı Düztaban, tam da bu sessiz bırakılmış dünyanın kapısını aralıyor.


Roman, 16. yüzyıl İstanbul’unda Tavukpazarı’ndaki Esir Hane’de geçiyor. Hikâyenin merkezinde ise uğursuz sayıldığı için dışlanan düztaban bir köle kız bulunuyor. Özgür olmayan ama her şeyi gören bu genç karakter, zamanla yalnızca bir anlatıcı değil; çürümüş düzenin hafızasına dönüşüyor. Esirciler, tellallar, kaçak avcıları, devlet görevlileri ve karanlık ilişkiler arasında ilerleyen hikâye, insanın insana kurduğu tahakkümü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.


Ancak “Düztaban” yalnızca tarihsel bir roman değil. Mustafa Akıllı, geçmişi anlatırken bugüne de dokunan bir dünya kuruyor. Romanda sık sık hissedilen temel düşünce şu: çağlar değişse bile kölelik tamamen ortadan kalkmıyor, yalnızca biçim değiştiriyor. Dün zincirlerle kurulan düzen, bugün korkular, sistemler, güç ilişkileri ve görünmez baskılarla varlığını sürdürüyor.


Romanın dikkat çekici taraflarından biri de gerçek ile fantastiği iç içe geçirmesi. Tılsımlı gömlekler, kadim metinler ve zamanlar arası geçişler; hikâyeye yalnızca fantastik bir atmosfer katmıyor, aynı zamanda anlatının sembolik derinliğini de büyütüyor. Bu yönüyle “Düztaban”, klasik bir dönem anlatısından ayrılarak karanlık ve sinematik bir evren kuruyor.


Mustafa Akıllı’nın dili ise özellikle atmosfer yaratımında öne çıkıyor. Mekânlar yalnızca dekor olarak kullanılmıyor; Esir Hane adeta yaşayan bir yapıya dönüşüyor. Taş duvarların arasındaki korku, sessizlik ve çaresizlik hissi, roman boyunca okurun üzerinde kalmaya devam ediyor.


“Düztaban”, geçmişin tozlu sayfalarına bakarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Belki de romanın en rahatsız edici tarafı burada başlıyor: Çünkü okur bir noktadan sonra tarihte anlatılan karanlığın tamamen geçmişte kalmadığını fark ediyor.


Geçmişin karanlığıyla bugünün görünmez zincirleri arasında kurulan bu hikâye, yalnızca fantastik roman okurlarına değil; güçlü atmosfer ve derinlikli anlatı arayan herkese hitap ediyor. Mustafa Akıllı’nın “Düztaban”ı, karanlık dünyası, sinematik anlatımı ve düşündüren alt metniyle dikkat çeken yerli fantastik romanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Yorumlar


bottom of page