Bayram Manifestosu !
- semra alpay
- 19 Mar
- 3 dakikada okunur
# BAYRAM MANİFESTOSU!
"Bin yıldan beri, Kur’ân-ı Kerîm’in Âhiret’ten daha çok bu Dünyanın Kitabı, Allah’ın emrinin ‘İslâm Devleti’ değil ‘İnsan Devleti’ ve Yaradan’ın rızasının tespih tanelerinden ziyâde laboratuvarlarda saklı, ve insanın da nefes aldıkça esas vazîfesinin hayata ve medeniyete fayda sağlamak olduğunu hâlâ fark edememiş, tedbirsiz tevekkülü, icraatsız duâyı ve suflî inziyâyı kendilerine şiâr(!) edinmiş, Kâinatın sırtında hep yük olmuş, ve her hâlükârda ‘imansız!’ mütefekkirlerin keşiflerine ve himmetlerine bel bağlamış, bilim, teknoloji ve hayata dâir taş üstüne koymamış, kendi inancında bile şüphe taşıyan ‘mü’min?’ zavallı mütevekkiller(!), hakiki müslüman oldukları zannı ile, ‘İslâm Âlemi’ olarak hiç utanmadan ve sıkılmadan, bir de gönül huzuruyla ‘BAYRAM’ mı yapacaklar!" — Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın
### Bir Çocuk Öldürülürken, Siz Yaşayamazsınız!
Bu manifesto, vitrinlerdeki şeker paketlerinin ve ruhsuz tebrik mesajlarının arkasına gizlenen o devasa riyakârlığı yüzümüze çarpıyor. Hz. Mevlana, "Yeryüzünde bir tek kişi üşürse, sen ısınamazsın" diyerek bizi yüzyıllar önceden uyarmıştı. Biz ise o uyarıyı çoktan unuttuk. Ben de o feryada bir ses ekliyorum: Bir çocuk öldürülürken, siz gerçekten yaşayamazsınız! Sadece nefes alırsınız ama bunun adı hayat değildir.
### Kaybolan Sofralar ve Paranın Saltanatı
Biz bayramı, babalarımızın seher vaktindeki namaz telaşında, eve döndüğünde kurulan o bereketli ve ortak kahvaltı sofrasının samimiyetinde tanıdık. Bayram yolları; aileye, akrabaya çıkmalıydı. Şimdi o gelenekler bitti, insanların değerlere inancı kalmadı. Bayram, artık yolları sevdiklerine değil, sadece sahil kasabalarına çıkaran bir "kaçış" fırsatı oldu. Birileri ekran başında hayatın bir "simülasyon" olup olmadığını tartışırken, o enkazın altında son ekmek kırıntısını yiyen çocukların piksellerini bir bilgisayar oyunu gibi izleyip "gerçek değil" konforuna sığınıyorlar.
### Güce Tapınmak ve 200 Yıllık Sömürü Geni
Burada mesele sadece Müslümanlığı övmek ya da yermek değil; meselenin özü insanın o en eski ve en karanlık zaafı: Güç karşısında zalime tapınmak. Kendi kıtasında yerli halkları katlederek başlayan, son 80 yıldır ise tüm dünyayı "dolar" ve "askeri üs" vantuzuyla emen bu 200 yıllık sömürü geni, bugün en kirli yüzüyle karşımızda. Bakıyorsunuz; ellerindeki devasa zenginliğe rağmen sırf Amerika güçlü diye, paranın ve sömürgecinin yanında saf tutan sözde Müslüman devletler... Adaletin değil, sadece "güçlü olanın" önünde eğiliyorlar. Paranın o kirli gücüyle, zulme karşı duranlara savaş açan bu zenginlik, aslında insanlığın en büyük iflasıdır.
### Bile Bile Kanmak: Neden Bu Gaflet?
Peki, madem bu oyunun sonu her defasında felaketle bitiyor; neden hala Amerika'nın o sinsi 'dinle, mezheple, siyasetle bölme' tuzağına bile isteye düşüyoruz? Neden celladın kapıya dayanmasını bekliyoruz birleşmek için? Çünkü sömürgeci, içimizdeki kibri, nefreti ve "benim görüşüm seninkinden üstün" deyişimizi okşayarak geliyor. Birbirimizin boğazına sarılırken, tepemizde kurulan o devasa sömürü çarkını göremiyoruz. Evimiz yanmaya başladığında aklımız başımıza geliyor ama o vakit çoktan ağır bedeller ödenmiş oluyor.
### Satranç Tahtası ve Tek Başına Zafer
Başkaları Amerikan dolarının "zarlarıyla" tavla oynayıp şans beklerken, bu bin yıllık imparatorluk mirası o büyük satranç tahtasında hamlesini bin yıl öncesinden hesaplıyor. Bugün o dokunulmaz sanılan Amerikan uçak gemileri suların dibini boylarken, bu köklü akıl, emperyalizmi bu coğrafyadan kovacak o son hamleyi tek başına omuzluyor. Biz ise hâlâ kendi evlatlarımızı, "Amerika’ya karşı duruyorlar" diye darağacına gönderen o hafızanın gölgesinde, sadece "şeker" peşinde koşuyoruz.
### Şeker mi, Şuur mu?
Dünyanın bir ucunda çocuklar bombaların gölgesinde açlıkla pençeleşirken, vicdanını laboratuvarlarda değil, tespih tanelerinde arayanların kutladığı şey bayram değildir. Belki de bu bayramda birbirimize şeker ikram ederken şunu fısıldamalıyız:
"Bakarsınız bir gün paranın o sahte saltanatı yıkılır, güç karşısında diz çökenlerin maskesi düşer, asılan çocuklarımızın ruhu şad olur ve bu dirençli duruş emperyalizmin sonunu getirir... İşte o gün gerçekten bayram olur."
Semra Alpay



Yorumlar