Gönül Han Değil Dergahtır
- semra alpay
- 25 Şub
- 2 dakikada okunur
Mevlana Celaleddin-i Rumi, 13. yüzyılda insan ruhunun o en hassas sınırını bir "uyarı" olarak çizmişti. Belki de insanın hoyrat yanını bildiği için, sekiz asır öncesinden bugünün dijital gürültüsüne bir şerh düşmüştü:
> **"Gönül han değil, dergâhtır; paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır."**
Aradan geçen asırlar bizi daha "bilgili" yaptı ama çok daha **sabırsız** kıldı. Bugün herkes her şeyi o kadar çok "biliyor" ki; kimsenin kimseye tahammülü, bir başkasının eksiğini tamamlayacak vakti kalmadı. Mevlana’nın o meşhur tespiti tam da bugünü anlatıyor: **"Bilmek başka, bulmak başka, olmak bambaşka."** Sorunumuz tam burada düğümleniyor; bugün hepimiz her şeyi "biliyoruz", dijital ağlarla birilerini çok kolay "buluyoruz"; ama o gönülde pişip **"olmaya"** ne niyetimiz ne de sabrımız var.
### Algoritmalar mı, Bir Fincan Kahve mi?
Bugün birinin hayatına **"Love Bombing"** ile, yani büyük vaatler ve abartılı bir ilgiyle istila eder gibi "paldır küldür" giriyoruz. Sonrasında ise en ufak bir pürüzde **"Ghosting"** ile, yani ardımızda bir yankı, bir açıklama bile bırakmadan yine aynı hoyratlıkla çıkıp gidiyoruz.
Dijital dünyada binlerce emoji arasından duygu seçmeye vaktimiz var ama yüz yüze gelmeye vaktimiz yok. Oysa insan karşılıklı bir kahve içtiğinde; **sözler gerçek olmasa bile gözler yalan söylemez.** Bakışlardaki o çıplak gerçek, hiçbir ekranın arkasına saklanamaz.
### Gülü Sevip Dikenine Katlanamamak
Dergâh, bir "pişme" makamıdır. Bir ilişkide herkes "gülü seviyorum" diyor ama kimsenin o gülü dikeniyle sevecek, **dikenine katlanacak** sabrı kalmadı. Modern çağ bize kusursuzluk pazarlıyor, bu yüzden o diken parmağımıza ilk battığında "uymuyorsa yol veririm" kolaycılığına kaçıyoruz.
Hızlı başlayan aşkların aynı hızla bitmesinin sebebi de bu; kimse kimsenin dergâhında beklemeyi, o gülün dikeniyle barışmayı göze almıyor. Herkes dikensiz bir bahçe hayal ediyor ama dikensiz gülün sadece kağıttan çiçeklerde olduğunu unutuyor.
### Yolgeçen Hanına Dönen Gönüller
Geldiğimiz noktada, Mevlana’nın asırlar öncesinden işaret ettiği hakikat bugün bir ayna gibi karşımızda duruyor: **Gönüller birer "yolgeçen hanına" döndü.** Gelenin gidenin belli olmadığı, nezaketin uğramadığı, hatıranın kök salmadığı geçici duraklar... Kapıdan paldır küldür girip, sabır göstermemiz gereken ilk virajda aynı hoyratlıkla çıkıp gitmeyi bir özgürlük sanıyoruz.
Eşikte bırakacak bir gururunuz, karşıdaki insanın gözündeki o yalan söylemeyen gerçeği görecek vaktiniz ve o gülün dikenine katlanacak kadar **sabrınız** yoksa; **o kapıyı hiç çalmayın.**



Yorumlar