top of page

Allah Takvayı Emretti, Biz Kumaş Sattık

  • Yazarın fotoğrafı: semra alpay
    semra alpay
  • 19 Şub
  • 2 dakikada okunur


İnsanoğlu yıllarca tezgahların başında kumaş dokudu; boyadı, kesti, biçti,sattı. Ama dürüst olmam gerekirse, biz aslında sadece iplik satmadık. Kutsalı, metreyle ölçülebilen bir "biçime" hapsettik ve o biçimi pazarladık. Çünkü piyasanın kuralı budur: Bir şeyin değerli sayılması için onun görünmesi, dokunulması ve başkasına haset ettirmesi gerekir. İşte bu yüzden binlerce yıldır "örtünmeyi" konuşuyoruz ama "takva"yı (o içsel korunma halini) hep ıskalıyoruz. Çünkü kumaşın bir fiyatı var, ama takva ciro yapmıyor.


### Ambalajın Teolojisi: Kaynaktaki İlk İşaretler

İnsanoğlunun "örtünme" macerası aslında bir haysiyet arayışıydı. Tevrat (Tekvin 3:21), insanın çıplaklığını fark edip incir yapraklarına sığındığı o anı anlatırken, Tanrı’nın onlara "deriden kaftanlar" giydirdiğinden bahseder. Bu, bedeni saklamaktan öte, bir onur iadesidir.


Ancak zamanla o haysiyet, yerini pırıltılı kumaşların gürültüsüne bıraktı. Öyle ki İncil, bu şekilcilik tuzağına karşı şu sarsıcı uyarıyı yapmak zorunda kaldı:

"Süsünüz; saç örgüleri, altın takılar ya da güzel giysiler gibi dıştan olmasın. Gizli olan iç varlığınız, sakin ve yumuşak bir ruhun hiç solmayan güzelliğiyle süslensin." (1. Petrus 3:3-4)


Peki, biz ne yaptık? Ruhun o "solmayan güzelliğini" paketleyip satamadığımız için, İncil’in uyardığı o dışsal şatafata sığındık. Ruhun güzelliği, tekstil endüstrisi için maalesef "verimsiz" bir alandı.


### En Hayırlı Elbise Neden Rafta Kaldı?

İslami gelenek ise meseleyi bir hiyerarşi kurarak çok net bağlamıştı. Kur'an, toplumsal düzen için dış örtüden bahsederken, asıl "üstün" olanı şöyle tanımlıyordu:


"Ey Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Fakat takva elbisesi (ahlak ve dürüstlük örtüsü) ise hepsinden daha hayırlıdır." (A’raf, 26)


Bir tekstilci gözüyle bakınca bu ayet, aslında bize "en kaliteli kumaşın" ne olduğunu söylüyor. Ama biz ne yaptık? Ayetin ilk kısmındaki "süslenecek elbiseleri" aldık, devasa bir muhafazakar moda endüstrisine çevirdik; ayetin sonundaki o "hayırlı" olan takvayı ise rafa kaldırdık. Çünkü takva; üzerine marka logosu dikip bir başkasına "bakın ben ne kadar dindarım" diyebileceğiniz bir aksesuar değil. Takva, sahibini terbiye eder; piyasa ise terbiye edilmemiş iştahları sever.


### "Kusurları Örtmede Gece Gibi Ol"

Meseleyi sadece "kendi bedenini örtmek" sanan o şekilci zihniyete en büyük cevap Hz. Mevlana’dan gelir: "Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol." İşte "örtmek" kelimesinin kumaştan kopup ahlaka dönüştüğü devrim burasıdır. Bir tekstilci için "örtmek" bir satıştır; bir arif için ise bir merhamet eylemidir. Biz bugün kendi kusurlarımızı dünyanın en kaliteli kumaşlarıyla gizlemek için servet harcarken, başkalarının kusurunu teşhir etmekten çekinmiyoruz.


### Yapay Zeka ve "Akıllı Takva" Ütopyası

Şimdilerde ise yeni bir moda var: "Yapay Zeka her şeyi halledecek." İnsanlığın binlerce yıldır beceremediği, ne olduğunu bile anlayamadığı o "takva elbisesini" giymeyi, belki de sonunda bir algoritmaya ihale ederiz. Madem içsel bir disiplin geliştiremiyoruz, belki Yapay Zeka bize "akıllı" çözümler sunar:


* Yalan söylediğinizde aniden daralan ve nefesinizi kesen kumaşlar,

* Gıybet yaptığınızda hoparlörlerinden uyarı sesi veren sensörler,

* Kul hakkı yediğinizde rengi kan kırmızısına dönen "takva arayüzleri..."


Bakarsınız, "yanmaz kefen" satmayı başaran o ticari zeka, günün birinde bize "Yapay Zeka Onaylı Takva Koleksiyonu" da satar. O gün geldiğinde, dindarlığın bir karakter meselesi olduğunu hatırlar mıyız, yoksa "bu sensörlü elbisenin lila rengi var mı?" diye mi sorarız?


Sonuç olarak; dindarlığı sadece kumaşın metrajına ve markasına indirgeyen bu sistemde, hepimiz devasa bir tekstil imparatorluğunun içinde çırılçıplak dolaşıyoruz. İnsanlık takva elbisesini giymeyi başaramadı; şimdi bu beceriksizliğini "akıllı" teknolojilerin arkasına saklamaya çalışıyor. Ama unutmayın; kumaş ne kadar teknolojik, ambalaj ne kadar süslü olursa olsun; ruhun çıplaklığını örtecek bir yazılım henüz icat edilmedi.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page